DİL VE İLETİŞİM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLAR VE EĞİTİMLERİ

2012-08-11 16:50:00

 

 

           DİL VE İLETİŞİM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLAR VE EĞİTİMLERİ

 

1-TANIM

      DİL: Belli kurallara dayalı semboller sistemidir. Dilin öğrenilmesi ve

kullanılması zihinsel süreçlere bağlıdır. Zihinsel problemleri olanlar dili

yaşıtları düzeyinde öğrenip kullanamazlar.

     İLETİŞİM: İnsanlar arasındaki duygu, düşünce ve yaşantıların sözlü ya da

sözsüz ifade edilme yöntemidir.

      KONUŞMA: İnsanlar arasında dili kullanarak sözlü iletişim kurma yöntemidir.

Konuşma, dildeki seslerin konuşma organlarının (Dudak, dil, çene, yumuşak

damak, ses telleri gibi..) akustik sinyaller haline getirilmesidir. Konuşma, motor

bir süreçtir.

      Dil ve iletişim Engeli , konuşma esnasında dinleyenlerin ne söylendiğine değil de nasıl söylendiğinde dikkat ediyor, çoğu konuşmayı umduklarından farklı buluyor ve konuşan ne söyleyeceğini değil de nasıl söyleyeceğini düşünüyor ise bu konuşma engeli  sayılabilir. Milli Eğitim Bakanlığının Özel Eğitim Hizmetleri  yönetmeliğinde konuşma özrü “ konuşmanın akışında, ritminde, tizliğinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkarılışında, eklemlenişinde, artikülasyonun da, anlamında bozukluğu bulunana konuşma özürlü denir.” 

        Konuşma anlaşılır şekilde değilse ses bozuk ve tırmalayıcı ise, ritimlerinde ve vurgularında bozukluk var ise, konuşan kişinin yaşı, fiziksel yapısına göre konuşmasını iyi geliştirememişse, kelime haznesi ve gramer bakımından yetersiz ise o bireyde konuşma özrü vardır diyebiliriz.

      

2-DİL VE İLETİŞİM BOZUKLUĞUNA YOL AÇAN NEDENLER

 

a)İŞİTME ENGELİ

Doğuştan yada erken çocukluk çağında sinirlerinde iç kulakta

ya da orta kulakta işitme engeli olan çocuklar zekaları ve konuşma ile ilgili organları sağlam olduğu halde dili duyamadıklarında öğrenme güçlüğü dolayısıyla konuşma bozukluğu sorununu yaşarlar.

 

b)YAPISAL KUSURLAR

Çocuklarda konuşmayla ilgili organlarda yapısal bozuklukluklara örnek olarak yarık damak veya yarık dudak dişlerin yapı bozukluğu    verilebilir bu gibi sorunlar konuşmayı bozar. bu tür durumlar genelde erken dönemde fark edilir ve hemen müdahale edilir.aksi halde çocuğun yapısal bozukluklarından kaynaklı konuşma sorunu basit düzeyde dil gelişiminin bozulmasına neden olur.

 

c) NÖROLOJİK NEDENLER

Dil ve konuşmayı düzenleyen sinir yapılarındaki hasara bağlı olarak bazı nörolojik sorunlar olabilir.özelliklede sonradan yaşanan beyin hasarları ortayan çıkan bu sorunlara disfasiler olarak bilinir.gelişimsel disfasiler günümüzde gelişimsel dil bozukluğu yada özgün dil bozukluğu denir.

 

d) MENTAL RÖTARDASYON

Zihinsel engellilik anlamına gelen mental rötardasyon zihinsel işlevi tutan ve kişilerde farklılık gösteren öğrenme, eğitim, ve uyum sorunlarına yol açan bir hastalıktır.

beslenme yetersiziliği, eğitim olanaklarının sınırlayıcılığı gibi çevresel etkilerin önemi olmakla birlikte çoğu kişide genetik aktarım söz konusudur.

Zihinsel engelli çocuklarda sıklıkla dil ve konuşma bozukluğu görülür.örnek olarak down sedromu

e)FONKSİYONEL BOZUKLUKLAR:
A-Çevresel nedenler:
Konuşmayan aile,
İki dil konuşulan aile

B-Ciddi duygusal-sosyal bozukluklar
Duygusal rahatsızlığı olan anne-baba-çocuk
Otizm: Otistik olan çocukların en az yarısında işlevsel bir dil gelişemez.

3-DİL VE KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ TANILAMA VE DEĞERLENDİRME, YAYGINLIK VE ETKİ

1. Tanılama ve Değerlendirme 
Konuşma özrünün düzeltilmesi ve konuşmanın geliştirebilmesi için konuşmadaki problemin doğru değerlend rilmesi gerekir. Ağır derecede kekemelik, işitme özrüne bağlı konuşma problemi, damak ve dudak yarıklığı gibi bazı konuşma ve dil problemleri çok belirgindir. Fakat bazı konuşma problemleri bu kadar belirgin olmayabilir. Eğitim yönünden konuşmanın değerlendirilmesi ve teşhis konulabilmesi için tarama ve vaka incelemesi olmak üzere iki aşamalı bir yol izlenir.
a) Tarama 
Konuşması yaşına ve cinsiyetine uygun olanla olmayanı ayırmak için yapılan bir değerlendirmedir. Genellikle rehberlik ve araştırma merkezi uzmanlarınca yapılır. Taramalar değişik araç gereçlerle yapılabilir.
Taramada çocuk, önceden hazırlanmış bir konuda konuşturulur. Konuşmayı uzman dinler ve gözler. Konuşmada yaşına ve cinsiyetine uymayan noktalar varsa bunu bir işaretle belirler. Taramalarda genel olarak 5–6 cümlelik testler kullanılır. Okuma bilenlere testlerdeki cümleler okutulur. Okuma bilmeyenler ise uzmanın söylediklerini tekrar eder. Tarama ön hazırlık, uygulama ve değerlendirme olmak üzere üç aşamadan oluşur.
b) Tanılama-Vaka İncelemesi 
Konuşma özrünün türünü, derecesini, hayatını nasıl etkilediğini, özrün nedenlerini, sağaltımın güçlüğünün kestirilmesini, hangi yöntemlerin kullanılabileceğini kararlaştırmaya yardımcı olacak bilgileri toplayıp değerlendirmeye vaka incelemesi denilir. Vaka incelemesi, özre tanı konması rehberlik ve araştırma merkezlerinde, üniversitelerde hastane ve kliniklerde uzmanlarca yapılır.

2. Yaygınlık ve Etki 
Konuşma özrü tek bir problem değildir. Konuşma özründe birden fazla problem neden olmaktadır. Kimi zaman konuşma özrüne bu problemlerden biri neden olurken bazen de bu problemlerin birkaçından dolayı konuşma özrü ortaya çıkmaktadır. Konuşma özrü özel eğitim alanı içinde en yaygın olan problemlerden biridir. Ülkemizde yapılan bir araştırmada konuşma özürlü oranı %10 civarında bulunmuştur.
Konuşma, bireyin hayatında iletişim için en çok kullanılan araç olması nedeniyle bireyin hayatını en olumsuz etkileyen özürlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Konuşma ve dil problemleri sadece problemli olan bireyi değil çevresindekileri de olumsuz etkilemektedir. Çevresindekiler de onu anlamakta zorluk çekeceklerdir. Ayrıca konuşma ve dil problemi olan çocukların aileleri ve öğretmenleri de diğer insanların bu sorun nedeniyle onunla alay edilmesini engellemek ve sabırla onu dinlemek zorundadırlar.

4-DİL VE KONUŞMA BOZUKLUĞUNUN SINIFLANDIRILMASI

Konuşmanın niteliğini etkileyen her türlü olağan dışı aksaklık konuşma akışının bozukluğudur.Dil ve konuşma bozuklukları birçok şekilde ortaya çıkmaktadır. Dil ve konuşma bozukluklarını aşağıdaki şekilde sınıflandırmak mümkündür;
         

A-Konuşma Bozuklukları

1-Söyleyiş Bozuklukları ( Artikülâsyon Bozuklukları)

·         Atlama ( Sesin Düşürülmesi)

·         Yerine Koyma ( Sesin Değiştirilmesi)

·         Sesin Eklenmesi

·         Sesin Bozulması

 

2-Ses Bozuklukları

  • Ses Perdesi Bozuklukları
  • Ses Yüksekliği Bozuklukları
  • Ses Kalitesi Bozuklukları

 

3-Konuşma Akışındaki Bozukluklar

  • Acele-Karmaşık Konuşma
  •  Kekemelik

 

B-Dil Bozuklukları

·         Gecikmiş Dil

·         Söz Yitimi

·          Belirli Dil Yetersizlikleri

 

C-Diğer Dil ve Konuşma Bozuklukları

·         Beyin Felci ile İlgili Dil ve Konuşma Bozuklukları

·          İşitme Bozukluğuna Bağlı Konuşma Bozuklukları

·          Yarık Damak ve Yarık Dudakla İlgili Konuşma Bozuklukları

·         Zekâ Geriliği, Öğrenme Bozukluğu ve Duygusal Problemlere Bağlı Dil  Bozuklukları

·          Bilingualizm ve Yöresel Konuşmalara Bağlı Dil Bozuklukları

 

 

 

 

 

 

 

 

A-Konuşma Bozuklukları

Konuşma, konuşmayı sağlayan organların, kasların, sinirlerin yapısıyla, işlevleriyle

ilgili motor bir süreçtir. Bu organların, kasların, sinirlerin yapısında ya da işlevlerindeki

herhangi bir bozukluk konuşma bozukluğudur. Konuşma bozukluğunda sorun doğrudan zihinsel algılama ile ilgili değildir. Çocuk, sesleri, dilin yapısını ve özelliklerini bilse bile bu organları kullanamadığı için sesleri çıkaramamaktadır. Örneğin, işitme engelli bir çocuğun zihinsel bir problemi olmadığı halde konuşamaması.

1-Söyleyiş(Artikülâsyon) Bozuklukları

Artikülâsyon, nefesin gırtlaktan çıktıktan sonra yutak, ağız ve burundan oluşan üçüncü ekip organlarında (Dil, damak, diş, dudak) konuşma dilimizin geleneksel seslerine dönüşüp biçimlenmesidir. Artikülâsyon teriminin yanı sıra boğumlama, eklemleme, telaffuz ya da oynaklama terimleri de kullanılır. Söyleyiş bozuklukları, konuşanın söyleyişinde değil, dinleyenin kulağındadır. Diğer bir değişle dinleyici, konuşma seslerini; yer değiştirmiş, atlanmış, eklemeler ve çarpıtmalar yapılmış gibi algılıyorsa söyleyiş bozukluğu var demektir. Konuşan kişi ses birimlerini (fonemleri) nasıl çıkarırsa çıkarsın, işitenlere yanlış gelmedikçe fonemler doğru söylenmiş

sayılmaktadır.Artikülâsyon bozukluğu dört değişik türde görülür:

  • Atlama( Sesin Düşürülmesi)

 “Araba” yerine “arba”, “Havlu” yerine “avlu”, “Saat” yerine “Sat” örneklerinde olduğu gibi bazı sesler düşürülmektedir.

  • Yerine Koyma (Sesin Değiştirilmesi)

”Çizgi” yerine “Çisgi”, “Para” yerine “Paya” gibi ses değişiklikleri görülür.Bazen de sözcük içindeki seslerin yer değiştirmesi olabilir. “Kitap” yerine “Kipat” örneğinde

olduğu gibi.

  • Sesin Eklenmesi ( Additions)

 “Saat” yerine “Sahat”, “Spor” yerine “Sipor”, “Recep” yerine “İrecep” gibi…

  • Sesin Bozulması ( Distortions)

. Ses, konuşma dilinde olmayan yeni bir ses olarak çıkarılır. “Gelir” yerine

“Gelix”-“Geliy” ya da “Gelüm” gibi… Daha çok yöresel olarak çıkarılan sesler buna örnek teşkil eder.

2-Ses Bozuklukları ( Voice Disorders)

İnsan sesinin üç özelliği vardır; ses perdesi, yüksekliği ve kalitesi. Bu üç özellikteki

bozukluklar konuşan ve dinleyen için estetik açıdan rahatsız edicidir ve iletişime engel olur.Sesleme(fonasyon) bozuklukları özellikle erken çocukluk döneminde ve ilköğretim çağındaki çocuklarda sık rastlanan bir bozukluktur. Bunun temel nedeni de bu yaş grubu çocukların oyunda ve etkinlikler esnasında aşırı yüksek sesle konuşmaları ya da bağırmalarıdır.

  • Ses Perdesi

Kişinin sesi perde bakımından yaşına ve cinsiyetine göre olması gerekenden daha

alçak (pes) ya da yüksek (tiz) olursa toplumsal açıdan engellemelerle karşılaşır ve iletişimi zayıflar. Normal konuşmada yüksek ve alçak tonlar arasında yumuşak geçişler vardır. Bu perde geçişleri vurgulamayı sağlar ve konuşmayı monotonluktan kurtarır. Ses perdesi kırılmaları adölesan dönemde yaygındır. Sonraki yaşlarda devam etmesi iletişim sorunları yaratabilir.

  • Ses Yüksekliği

Çok zayıf ya da fazla yumuşatılmış bir ses belli uzaklıktan ve gürültülü ortamlarda

anlaşılmayı güçleştirir. Çok yüksek ses ise, özellikle hoş olmayan bir ses niteliği varsa, dinleyici açısından rahatsız edici olmaktadır.

 

  • Ses Kalitesi / Tonu

Ses kalitesini tanımlamada genizsizlik (nazality) ve boğukluk (hoarseness) özellikleri

dikkate alınır. Genizsizlik, burun boşluğundan geçen havanın miktarı ve tınlama (rezonans) için burun boşluğunun ne ölçüde kullanıldığıyla ilgilidir. Bir kişinin sesinin kronik şekilde boğuk olması ciddi gırtlak sorunu olduğuna işaret etmektedir. Kronik boğuk sesli kişi bir uzmana gösterilmelidir.

3-Konuşma Akışındaki Bozukluklar

Bir konuşmanın akışı, süre, hız, ritim ve akıcılık içerir. Konuşma akışında

duraksamalar konuşmacının anlaşılmasını güçleştirir. Bu durum dikkati çekecek kadar sık ve yaygın olduğunda bozukluk olarak kabul edilir.

  • Acele-karmaşık konuşma

Çoğunlukla kekemelik ile karıştırılan bu durum, aşırı konuşma hızı ile birlikte

düzensiz cümle yapısını, söyleyiş problemlerini içerdiği gibi kekemeliğin problemi olan konuşmaya başlama güçlüğünü de içerir. Acele-karmaşık konuşanlar hızlı ve düzensiz söyleyiş biçimleri nedeniyle söylemek istediklerini anlatamazlar. Kekemelerin aksine bozukluklarının farkında değildir. Konuşabilirler ve nadiren kekelerler.

  • Kekemelik( Ritim Bozukluğu)

Konuşma özürleri arasında en eskiden bilinenidir. Kekemelik, konuşmanın akıcılığı ve

ritmi ile ilgili bir iletişim bozukluğudur. Konuşmada uygun olmayan duraklamalar ve

tekrarlar konuşmanın doğal akışını etkiler. Kekemelik, kişinin konuşmaya başlayamama, duraklama, bazı sesleri uzatma, tekrar etme, bazı vücut hareketleriyle (Sık tekrarlanan el-kol hareketleri, mimikler) konuşmanın sapma göstermesi şeklinde görülür.

Kekemeliğin nedenleri hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir.

Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen görüşler oldukça değişik ve çoktur.

Kekemelik öğrenilmiş bir davranış olabilir, bir kişilik bozukluğu olabilir, bir direnme

belirtisi olabilir, organik bir bozukluk olabilir. Kekeleyen çocuk, karşısındakiler tarafından anlaşılamadığında, söylemek istediklerini kekelemekten dolayı söyleyemediklerinde sinirlenip saldırganlaşabilir ya da içe kapanabilir. Kekemeliğin, konuşma terapistleri veya ilgili eğitimciler tarafından tedavi edilmeden, kendiliğinden kaybolduğu görülebilir.

     B-Dil Bozuklukları

Kimi insanlar düşüncelerini sözcüklerle anlatamadıkları için ya da duyduklarından

anlam çıkaramadıkları için sözlü iletişimde zorluk çekerler. Bu kişiler, dil sembollerinin

kullanımında sorunu olan kişilerdir. Bir insanın yeterli söyleyişi, sesi ve konuşma akışı olabilir; ancak konuşması anlamlı olmayabilir. Sesleri, sözcükleri, heceleri rasgele ve anlamsız bir düzende bir araya getirir, dil sembollerini uygun şekilde kullanamaz. Bu kişilerin dil bozuklukları vardır.

  • Gecikmiş Konuşma

Çocuklar yaşıtlarıyla kıyaslandığında beklenen zamanda dillerini geliştiremezlerse,

anlama ve anlatmada güçlükleri varsa, bu durum gecikmiş konuşmadır. Aslında gecikmiş konuşma, çoğu zaman çocuğun bebeklik döneminde geçirmesi gereken konuşma gelişim aşamalarından birine takılıp kalması veya o aşamalardan birine dönüş yapması durumudur.Gecikmiş konuşma problemi olan çocuklarda bazı belirtiler görülür. Bazılarında cümle kurmada güçlük ve gecikmeler olur. Anlatmak istediklerini sözel yolla aktarmak yerine vücut hareketleriyle (Parmakla gösterme, fırlatma, vurma vb.) anlatmayı tercih ederler. Çıkardıkları sesler dinleyen tarafından anlamsız bulunur. Gecikmiş konuşma problemi olan çocuklar başkalarının konuşmalarına ilgi duymazlar ve dinlemezler. Bazıları toplumdan uzak durma eğilimi gösterirler. Duvarlara vücudunu sürtmek, bir başkasının elini tutmak, sıkmak

gibi hareketler de gözlenebilir.Gecikmiş konuşma, zekâ geriliği, uzun ve ağır hastalık geçirme, işitme kaybı, otizm ya da serebral palsi gibi problemler, doğum travmaları, konuşma organlarındaki  koordinasyon (uyum) bozukluğu, sevgi eksikliği, duygusal problemler ve çevre etkisi gibi birçok nedenden dolayı gerçekleşebilir.

  • Söz Yitimi (Aphasia):

Bireyde zekâ geriliği, bellek bozukluğu, işitme özrü ve konuşma organlarında

bozukluk olmadığı halde konuşma işlevinin yerine getirilmemesi durumudur. Bir beyin

hasarı sonucu oluşan fonksiyonel bir bozukluktur. Beyindeki ilgili alanların tahribi sonucu, konuşma veya konuşulanı anlama yeteneğinin kaybıdır. Genelde afazi (söz yitimi/aphasia)  birden ortaya çıkar, ancak beyin tümörü gibi yavaş ilerleyen hasarlarda ise zamanla oluşabilir. Afazili çocuklar şaşkındır ve duygusal yönden tutarsızlık gösterir. Yaygın sözleri hatırlayamaz ve basit komutlar dışındakileri anlayamaz. Afazi tanısı olan çocuklar bireyselleştirilmiş eğitim programından yararlandırılmalıdır. Ayrıca konuşma terapisi desteği alınmalıdır.

  • Belirli Dil Yetersizlikleri

Herhangi bir beyin sarsıntısı geçirmediği halde dil becerilerinin, bilişsel ve sosyal

becerilerinin gerisinde olması durumudur. Bu çocuklarda toplumsal uyumda bir problem ya da zihinsel bir yetersizlik olmayabilir. Fakat dili etkin olarak konuşamamaktadırlar. Bu durum konjenital söz yitimi veya gelişimsel söz yitimi olarak adlandırılır. Çoğunlukla beyin fonksiyonlarındaki eksiklikten meydana gelir ve bir çeşit öğrenim yeteneksizliği sayılabilir.

 

Diğer Konuşma Bozuklukları

 

  • Beyin Felci İle İlgili Dil ve Konuşma Bozuklukları

Beyindeki herhangi bir zedelenme nedeniyle zayıflık ve felç içeren bir durumdur.

Beyin felci problemi olan çocuklar için konuşma ve dilin kazanımı oldukça zordur. Çoğunda algısal motor ve bilişsel yetersizlik bulunur. Kas gücü ve koordinasyonları da zayıftır. Bunedenle zihinsel olarak normal gelişim gösterseler de kaslarını yeterince kullanamadıkları için sesleri çıkarmada zorluk çekerler. Beyin felçli çocukların hepsi aynı derecede zarar görmezler. Konuşma problemi, beyindeki zedelenmenin derecesi ve konuşma organlarını etkileme durumuna göre farklı derecelerde ortaya çıkabilir.

  • İşitme Bozukluğuna Bağlı Konuşma Bozuklukları

İşitme organlarından herhangi birindeki, sesleri beyne taşıyan sinirlerdeki ya da

beyinde işitmeyle ilgili bölgedeki herhangi bir motor yetersizlikten dolayı, bireyin sesleri duyamaması konuşma seslerinin öğrenilmesini de engeller. İşitmedeki kayıp ne kadar büyük olursa konuşmadaki sorun da o kadar büyüktür. İşitme yeteneğini tamamen kaybetmemiş olanlar eğitim ve işitme cihazı kullanımının da etkisiyle konuşabilmektedirler. Ancak normal işiten yaşıtı çocuklarla karşılaştırılacak olursa konuşmasında bozukluklar görülebilmektedir.

  • Yarık Damak Ve Yarık Dudakla İlgili Konuşma Bozuklukları

Yarık damak ( kurtağzı), ağız boşluğunun üst kısmında açıklık olması durumudur,

Yarık dudak ise ( Tavşan dudak) üst dudakta tek ya da iki yanlı yarıklık olması durumudur.Nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte annenin hamilelikteki sağlık durumu, beslenme bozukluğu ile fetüsün üzerinde rahim içi baskıların oluşmasının etkili olduğu düşünülmektedir. Yarıklar cerrahi yolla düzeltilebilir ya da yapay olarak kapatılabilir. Tıbbi müdahale

sonrası süreçte ise konuşma eğitimine başlanmalıdır. Ancak dudak ve damaktaki bu

kusurların tedaviden sonra konuşmanın ne ölçüde düzelebileceği belirlenemez.

  • Zekâ Geriliği, Öğrenme Bozukluğu Ve Duygusal Problemlere Bağlı Dil

Bozuklukları

Zekâ geriliği olan çocuklarda ve duygusal problemi olan çocuklarda her türlü dil

bozuklukları daha sık görülmektedir. Yaygın olarak da “Gecikmiş Dil” görülmektedir. Zekâgeriliğinden kaynaklanan algılama bozukluklarından dolayı dili diğer çocuklara nazaran daha geç öğrenirler, telaffuzda zorlanırlar ve anlatmak istediklerini ifade edemezler. Dislekside konuşmada bir engel olmadığı halde sesli ve sessiz okumada ve anlamada görülen bir bozukluk söz konusudur. Zekâsı görmesi, işitmesi yeterli olmasına rağmen okuma öğreniminde başarısızdırlar. Bu durum merkezi sinir sistemindeki bir bozukluktan kaynaklanır. En belirgin özelliği harflerin ve

kelimelerin karıştırılması ve tersten algılanmasıdır. Disleksili çocuklarda sık karşılaşılan özellikler; b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 sayılarını ters algılama, “ne” yi “en”, 3’ü E,32 yi  23 olarak algılama, okurken kelimeleri atlama, yön ve zaman kavramlarında zorlanma,gecikmiş ya da yetersiz konuşma, konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk, okunmayan el yazısı sıralanabilir. Duygusal problemi olan çocuklar daha çok bir tepki olarak konuşmamayı ya da ilgi çekmek için farklı, eksik, hatalı konuşmayı seçerler. Ebeveyn yokluğu, kötü muamele, yetersiz ilgi, yaşıtlarından kabul görmeme gibi birçok duygusal problem çocukta başta gecikmiş dil olmak üzere birçok dil problemine neden olabilir.

  • Bilingualizm ve Yöresel Konuşmalara Bağlı Dil Bozuklukları

İki lisanlılık ( Bilingualizm), iki lisana aynı zamanda maruz kalmayı ifade eder. İki

dilin konuşulduğu ev ortamı, her iki dilin konuşmaya başlangıcında geçici gecikmeye neden olur. Fakat çocuklar genellikle 5 yaşından önce iki dili de ustaca konuşabilirler. Ayrıca yöresel dil kullanımları ve şive farklılıkları da çocukların dili yanlış öğrenmelerine, telaffuz zorlukları yaşamalarına neden olmaktadır. Yöresel konuşmalarda bir çeşit bilingualizm  sayılabilir.

 

 

 

5-DİL GELİŞİMİN DİĞER GELİŞİM ALANLARIYLA İLİŞKİSİ

Çocuğun, çevresini tanıyıp araştırma yapabilmesi için bilişsel gelişiminin sağlıklı

olması gerekir. Bütün gelişim alanları, birbiriyle ilişkili olup birbirinden ayrı düşünülemediği için dil gelişimi de diğer gelişim alanlarıyla ilişkilidir. Örneğin dildeki gelişmeler, kavram oluşması ve problem çözmedeki ilerlemelere olanak sağlar. Dil gelişiminde olan bazıaksaklıklar, diğer gelişim alanlarında da  problemlerin yaşanmasına neden olabilir. Fiziksel yönden gelişmiş çocuğun, motor yetenekleri de gelişmiş ve olgunlaşmıştır. Motor yeteneklerin olgunlaşması; dilin kullanılmasında, seslerin  çıkarılmasında etkilidir. Gelişmiş bir sosyal çevrede yetişen çocuğun anlatımının daha düzgün ve kelime hazinesi daha zengindir. Sosyal iletişime girdiğinde, dilini kullandığı görülür. Duygusal yönden problemlerin olmaması ve huzurlu bir ortam, dil gelişimini olumlu yönde etkiler.  

Dil gelişimi, bilişsel gelişim ve sosyal motor gelişim arasında da  iş birliği vardır.

Çocuğun, çevresindeki insanlarla iletişim kurabilmesi sosyal bakımdan gelişmiş olmasınıgerektirir. Dili kullanıp soru sorması, konuşabilmesi için bilişsel ve dil gelişiminde problem olmaması gerekir. Dil gelişimi, bilişsel gelişimde çocuğun duygusu, motive olması, kişiliği de etkili olmaktadır. Örneğin kaygılı, sıkıntılı olan ve kendine güvenmeyen bir çocuk, daha az kaygılı ve sıkıntılı ve kendine güvenen çocuğa kıyasla problem çözmede ve kendini ifade

etmede daha başarısız olabilir.  Dil gelişimi ile bilişsel gelişim paralellik gösterir ve tamamen iç içe bir gelişim alanıdır. Ayrıca bireysel farklılıklar mevcuttur. Bir gelişim alanındaki problem, diğer gelişim alanlarını etkiler. Bundan dolayı tüm gelişim alanlarının birbiri üzerinde etkisi vardır.  

 

6-DİL VE KONUŞMA BOZUKLUĞU OLAN BİREYLERİN EĞİTİMLERİ

 

Dil ve konuşma problemi olan çocuklarda öncelikle bozukluğun türü ve derecesi bir

uzman tarafından belirlenmelidir. Aile ve öğretmen, uzmanla işbirliği içinde olmalıdır.

Bozukluğun nedeni belirlenmişse bu neden ortadan kaldırılmalı ya da mümkün olan en az  düzeye indirilmelidir. Neden tıbbi bir sorundan kaynaklanıyorsa tıbbi müdahalenin yapılması sağlanmalıdır. İşitme kaybından kaynaklanan dil ve konuşma bozukluklarında KBB (Kulak Burun, Boğaz ) uzmanından yardım alınmalı ve işitme cihazı kullanılmalıdır. Eğitime geçmeden önceki bir diğer önemli nokta ise çocuğun probleminin farkına vardırılmasıdır. Çocuk problemini bilir ve terapiye istekli hale gelirse başarı oranı artacaktır. Dil ve konuşma bozukluğu olan çocukların bazıları, uzmanların uygun görmesi haline, engelinin türü ve derecesine göre normal çocukların eğitim aldığı kurumlarda eğitimlerine devam edebilirler. Bazıları konuşma terapisinin yanında normal okullardaki eğitimine de devam edebilirken daha ağır derecede dil ve konuşma problemi olan çocuklar sadece özel  eğitim kurumlarında konuşma terapisi ağırlıklı bir eğitim almaktadırlar.

     Dil ve konuşma güçlüğü çeken çocuklarda sağaltımın başlangıcı çocukta konuşma ihtiyacı yaratmak olmalıdır. Çocuk konuşmaya ne kadar istekli olursa o kadar çok konuşma girişiminde bulunur. Özellikle gecikmiş konuşma görülen çocukların çoğunluğu konuşma gelişimlerinin ilk dönemlerinde kalmaktadır. Bu nedenle konuşma dilinin seslerinin öğretilmesi gerekir. Ayrıca dil ve konuşma problemi olan çocukların eğitimi esnasında evde ve okulda ona uygun dil kullanımıyla örnek olunmalıdır. Ona konuşma fırsatı verilmeli, konuşurken sabırla dinlenmeli ve alay edilmemelidir. Sevgi ve ilgi göstermeli, bu konuda çocuğun yanında başkalarıyla konuşulmamalıdır. Çocuğun daha iyi anlayacağı düşünülerek onunla bebekçe

konuşulmamalıdır. Ona sürekli soru sormaktan vazgeçilmeli ve soru sorulması gerektiğinde cevabı kısa ve net olan sorular sorulmalıdır.

Dil ve konuşma güçlüğü çeken çocukların aile bireyleri, öğretmeni ve çevresindeki diğer bireyler onunla konuşurken dikkatle dinlemeli, göz teması kurmalıdır. Fakat bakışlarına endişeli ve gerilimli bir ifade yüklememeye çalışmalıdır. Unutulmamalıdır ki aile bireylerinin ve öğretmenin bazı davranışları ona zarar

verebilir.

  • Acımak, merhamet göstermek
  • Endişeli bakışlar
  • Konuşmasındaki problemden dolayı cezalandırma tehdidinde bulunmak ve

suçlamak

·         Akıcı konuştuğu bölümlerden çok problemli olan konuşması üzerinde durmak

·         Akıcı olmayan konuşmayı kesmesini söylemek

·         Konuşmaya başlamadan önce durup derin nefes almasını söylemek

·         Durup tekrar başlamasını istemek

·         Konuşmaya başlamadan önce düşünmesini önermek

·         Zorlandığı kelimeleri kullanmamasını önermek

·         Onun yerine cevap vermek ya da takıldığı yerleri tamamlamak

·         “Hayır, dur yapamazsın” gibi ifadeleri sık kullanmak

·         Onun yaşı ve olgunluk düzeyine uygun olmayan beklentiler içinde olmak

çocuğa zarar veren davranışlardan bazılarıdır.

 

 

Dil ve konuşma güçlüğü olan çocuğa yönelik planlanan eğitim etkinlikleri

uygulanırken basitten karmaşığa, somuttan soyuta, yakından uzağa şeklinde bir yol

izlenmelidir. Eğitime öğrencinin başarılı olduğu, en iyi bildiği noktalardan başlanmalıdır ki kendine güveni artıp motive olsun. Bireysel farklılıklar göz önünde bulundurularak sınıfın seviyesi sürekli kontrol edilmelidir. Hedefler ve hedef davranışlar öğrencinin düzeyine göre belirlenmeli, uygun araç, gereç ve tekniklerle desteklenmelidir. Dil ve konuşma güçlüğü olan çocuklar için hazırlanacak olan program ve plan çocuk merkezli olmalı ve onun tüm gelişim alanlarını desteklemeye yönelik olmalıdır. Ailenin katılımını ve diğer personelin desteğini içermelidir. Değerlendirme yapılırken öğrenci, sınıftaki diğer öğrencilere göre değil; kendi içinde değerlendirilmeli, gösterdiği gelişme ya da gerilemeler göz önüne alınmalıdır. Uygulama öncesinde ve sonrasında sonuçlar hakkında aile bilgilendirilmelidir.

Dil ve konuşma güçlüğü çeken çocukların normal çocuklarla aynı eğitimi aldıkları

okullarda, bu öğrenciler arkadaşları tarafından merak konusu olacaktır. Çıkabilecek uyum sorunlarını ortadan kaldırabilmek ve diğer öğrencilerin yeni duruma eşlik edebilmelerini ağlamak amacıyla, öğrencilerin merakları doğru ve gerçekçi bilgilerle giderilmelidir. Okulda ve sınıfta düzenlenecek olan sosyal ve kültürel etkinliklere yetenekleri ve performansı ölçüsünde katılmalarına, sorumluluk almalarına özen gösterilmelidir. Bu öğrenciler sınıf mevcudu en az olan sınıflara yerleştirilmeli, öğretmenin konuşmasını en iyi duyabileceği ve öğretmeni en iyi görebileceği yere oturması sağlanmalıdır.

Öğretmen dil ve konuşma güçlüğü olan çocukların sınıftaki başarısını sağlamak ve

onunla daha iyi iletişim kurabilmek için:

  • Yüzü öğrenciye dönük olmalı ve onunla göz teması kurmalı,
  • Konuşmanın akışına ve anlamına uygun abartısız jest ve mimikler kullanmalı,
  •  Uzun cümleler yerine basit, kısa ve kurallı cümleler kurmalı,
  •  Yüksek sesle konuşmamalı,
  • Sözcükleri hecelememelidir.

Dil ve konuşma güçlüğü olan çocukların eğitimi için hazırlanacak planlar okullarda

“Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı Geliştirme Birimi” tarafından yapılacaktır.

 

 

7-Dil Gelişimi ve Konuşma Gelişimiyle İlgili Etkinlikler

Erken çocukluk döneminde dil gelişimi ve konuşma gelişiminin desteklenmesi için

bireysel etkinliklerin yanı sıra grup etkinlikleri de yapılabilir. Müzik etkinlikleri, oyun

etkinlikleri, drama çalışmaları, ana dili etkinlikleri çocuklarda dil ve konuşma gelişimini

destekleyici etkinliklerdir. Ayrıca erken çocukluk eğitimi kurumlarında dili kullanma

konusunda çocuğa doğru model olunan her etkinlik dolaylı yoldan da olsa dil ve konuşmagelişimini destekleyecektir.Erken çocukluk eğitimi kurumlarında Türkçe dil etkinlikleri saatinde hikâye öncesinde sohbet, bilmeceler, tekerlemeler, şiirler, hikâye saatinde hikâye dinleme ve anlatma, hikâye sonrası etkinliklerde hikâyenin dramatize edilmesi, hikâye tamamlama, pandomim gibi etkinliklerin yapılması çocukta alıcı ve ifade edici dil gelişimini destekleyecektir. Bu etkinlikler bireysel ya da grupça uygulanarak çocukta dinleme alışkanlığının kazanılması, dilin akıcılığı, gramer kurallarına uygunluğu, anlamlı cümleler kurulması sağlanabilir.Ayrıca bu etkinliklerde kostümler, kuklalar ya da maskeler kullanmak, çocuğun kendini daha rahat hissetmesini ve konuşmanın akıcı olmasını sağlamada yardımcı olur.

 ETKİNLİK

YAPILABİLECEK ÖRNEK ÇALIŞMA

VE VERİLEBİLECEK ÖRNEK

TALİMATLAR

Çevreden gelen sesleri dinleme ve ayırt

etme

Korna sesi, kuş sesleri, insan sesleri, saat

tıkırtısı, rüzgâr sesi, zil sesi, ayak sesler vb.

Ses üretme

Bir kâğıdı yırtarak ya da buruşturarak, iki

nesneyi birbirine sürterek ya da vurarak, bir

şeyi başka bir şeyin içine atarak (Kavanoz

içine boncuk atmak gibi..), el çırparak,

parmak şıklatarak, hapşırarak, nesneleri

sallayarak ses üretme gibi…

Basit talimatlara uymak

Al, aç, otur, getir, gel gibi talimatlara

Uymak

Hareket taklidi yapma

Vücutla yapılan hareketleri çocuğun

izlemesini ve yapmasını istemek

Sözel uyaranla hareket taklidi yapma

 

Sözel uyaranla birlikte hareketi de aynı

anda yaparak onun da taklit etmesini

isteme.

Hareket yapmasını isteme Hareketi göstermeden

Hareket yapmasını isteme

Hareketi göstermeden sadece söyleyerek,

yapmasını isteme.

Bir nesnenin farklı nesnelerle ilişkisinden

doğan sesin ne olduğunu bulma

Bardak, kâğıt, su, boncuk, kaşık gibi

nesneler çocuğa gösterilir. Sonra çocuğun

gözleri bağlanarak iki nesne ile ses çıkarılır

ve hangi nesnelerin sesi olduğu sorulur.

Hareket ile sesi bağdaştırma

Eyleme uygun sesi çıkarma, sözcüğü

kullanma.

Tek bir nesneyi içeren talimatı dinleme ve

yerine getirme

“Bardağı al.” gibi

Tek bir nesne ile iki eylem gerektiren

talimatı dinleme ve yerine getirme

 

“Bardağı al bana ver” gibi

İki eylem, iki nesne gerektiren talimatı

dinleme ve yerine getirme

 

“Kapıyı aç, silgiyi ver” gibi

İstek içeren cümleleri soru haline getirme

“Kalemi verir misin ?” gibi

Konuşma üzerinde dikkat toplama, izleme

ve tekrar etme

 

-Konuşan ayna ( Öğretmen konuşurken ses,

hece, sözcük, cümle çocuk tarafından tekrarlanır.)

-Fısıltı çalışması( Fısıltıyla konuşarak

çocuğun dikkati konuşmaya çekilir.

Duyguları tanıma, ayırt etme

 

Sözcüklere yüklenen duyguları tanıması ve

kullanması (Üzülme, mutluluk, endişe

gibi..)

 

6740
0
0
Yorum Yaz